Artma, çoğalma, arınma ve bereket anlamlarına gelen zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir ve mali bir ibadettir. Zekât, toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devam etmesini ve sosyal dengenin korunmasını amaçlar. Zenginlerin malında ihtiyaç sahiplerinin hakkı olduğu bilinciyle verilen zekât, toplumsal dayanışmayı güçlendirir ve mağdur kimselerin yaşam standartlarının yükselmesine katkı sağlar.
Dinî bir terim olarak zekât; malın belirli bir kısmının, Allah rızası gözetilerek, dinen zekât almaya ehil olan ihtiyaç sahiplerine verilmesidir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin…” (Bakara 2/43, 110; Hac 22/78; Nur 24/56; Mücadele 58/13; Müzzemmil 73/20).
Ayrıca zekâtın kimlere verileceği de açıkça belirtilmiştir:
“Zekâtlar, Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan görevliler, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe 9/60)
Zekât, ihtiyaç sahiplerine doğrudan verilebileceği gibi güvenilir bir aracı vasıtasıyla da ulaştırılabilir. Aracının birey ya da kurum olması arasında fark yoktur. Bu doğrultuda, toplanan zekâtları Kur’an’da belirtilen hak sahiplerine ulaştıran sivil toplum kuruluşlarına zekât emanet edilebilir.
Zekât bağışlarınızla; yetimlere, açlıkla mücadele edenlere, savaş ve doğal afet mağdurlarına ve tüm ihtiyaç sahiplerine umut olabilir, onların hayatlarında kalıcı bir iyiliğe vesile olabilirsini
Bu Projeyi Destekle